röportajlar

 

Travesti Genelevinde, Travestileri Dinledik!

 Pek çok kişi fuhuş yapan travestilerin sadece sokaklarda çalıştıklarını sanıyor, onların bir genelevleri olduğunu bile bilmiyor. Oysa, İstanbul’da farklı semtlerde iki kaçak travesti genelevi var. Ve bu genelevlerde toplam 40-50 travesti çalışıyor.
     "Türkiye’de Üçüncü Cinsin Durumu" başlıklı yazı dizimiz nedeniyle bir travestiyle röportaj yapıyorduk, bu sırada akşamları sadece travestilerin bulunduğu bir genelevde çalıştığını öğrendik. Sorunlarını dinlemek ve kendileriyle söyleşi yapmak istediğimizi belirtince, genelevi işleten ‘Pınar Abla’ lakaplı Ümit’i aradı...
     
     Yataklar perdeyle ayrılıyor
     Akşam saatlerinde bir taksiyle genelevin bulunduğu bölgeye gittik. İstanbul’un dar sokaklarından birinde üç katlı döküntü bir yapının dar ve dik merdivenlerinde müşteri bekleyen travestilerle karşılaştık. Binanın giriş katı çay ocağı gibiydi. Üst katlarda ise üç ayrı oda vardı. Kırmızı ampullerle aydınlatılan, ağır bir kokunun hakim olduğu odalara ikişer yatak konulmuştu. Yataklar birbirinden perdelerle ayrılmıştı. Odalardan birinde konuştuğumuz travestiler önce basına duydukları tepkiyi ve güvensizliği dile getirdiler, sonra da yavaş yavaş bize katıldılar.
     Aralarında üniversite mezunu olup iyi derecede yabancı dil bilenler vardı. Travesti olduklarından, iş bulamayıp fuhuş yapmak zorunda kaldıklarını anlattılar. Birbirinden ilginç dramlarını dile getirdiler.
     
     "E-5’te olay çıkarmayız"
     Burada çalışanlar en büyük dertlerini şöyle aktarıyorlar: "Herkes travestileri E-5’te koşuşturup olay çıkaran kişiler olarak algılıyor. Oysa çoğumuz bulunduğu konumu istemeyen, fuhuştan kurtulmaya çalışan kişileriz".
     Sokaklardan daha güvenli olduğu için genelevde çalışmayı tercih ettiklerini belirten travestiler 5 milyon liradan başlayan vizite ücretini uyguluyor, pazarlıkla fiyatı artırmaya çalışıyorlar. Biz söyleşimizi yaparken müşteriler de gelip gidiyordu. Kimi zaman yarım kalan öyküler, az sonra yeni bir müşterinin beklendiği dar zamanda tamamlanıyordu.
     
     Bir gecede, 102 kişi!
     "Bir gecede kaç kişiyle beraber oluyorsunuz?", sorusuna verilen yanıt ise inanılması güç bir rakamı ortaya koyuyordu: "En az 30-40. En fazla ise 102’ye çıkan arkadaşımız var." Genelevde çalışan travestilerden yalnızca ikisi ameliyatlı. Çünkü çoğunun ameliyat olacak parası yok.
     
 
‘Karım meğer eşcinselmiş’
     Semih, eşi kendisinden uzak durduğu için psikoloğa bile gitmiş, kendi kendini yemiş. Şimdi eşinin gerçek eğilimini biliyor; "Eşime de bana da yazık" diyor
     "16 yıldır evliyim. Evliliğimizin ilk yıllarından beri, karımla cinsel ilişkimiz çok azdı. Bir kızımız oldu. Karım bana yeterince ilgi, sevgi göstermiyor ve cinsel ilişki söz konusu olduğunda sudan bahanelerle kaçıyordu. Psikoloğa gitmeye başladım, sağlığım bozuldu. Ona sürekli ‘Ne olur nasıl bir erkek olmamı istediği söyle’ diyordum. Sonunda lezbiyen olduğunu öğrendim. Kendimi suçlamayı bıraktım. Artık daha rahatım. Benim yerimde bir başkası olsaydı, olayı sapıklık olarak niteler, karısını ve sevgililerini öldürürdü. Oysa bu eşcinsellerin suçu değil ki. Ona da, bana da, kızımıza da yazık. Neden böyle bir dayatmayı yaşadı. Neden! Evli ve eşcinsel olanların bu kimliği kabullenmeden mutlu olamayacaklarına inanıyorum."
     
 
‘Lezbiyen kadın erkekleri çekiyor’
     Lezask, 20 yaşında, bir lezbiyen. Adana’da yaşayan Lezask, kendini anlatıyor...
     "Çocuk yaşta 35 yaş üzeri üç erkek tarafından farklı şekillerde cinsel tacize uğradım. Bunlardan sonra erkek gibi davranmaya, konuşmaya başladım. Ben neydim? Yavaş yavaş en yakın dostuma duyduğum ilginin, kadın öğretmenlerimin derslerinde heyecanımın, kadın dokunuşuyla ürperen bedenimin adını koydum: Ben lezbiyendim. Psikolojik tedaviye başladım. Bir erkekle beraber olmadan bu karara nasıl vardığımı sorguluyordum. Bu nedenle, internette tanıştığım 33 yaşında evli ve bir çocuklu bir adama, isterse cinsel ilişkiye girebileceğimizi söyledim. Türk erkeğinin lezbiyen kadınlara ilgisini keşfetmiştim. Onunla birlikte oldum. Ama asla bir erkeğe duygusal olarak bir şey hissetmiyorum. Bir kadına aşık olup ilişkiyi onda yaşayabilecekken, aşksız bir seks benim için ancak, bedenlerin güreşmesini ifade eder. Bu nedenle bir daha bir erkekle beraber olmadım. Olacağımı da sanmıyorum."
     
 
AIDS’liler yararına eşcinsel partileri...
     Eşcinsel haklarıyla ilgilenen sivil toplum kuruluşları, dünyanın her yerinde çalışmalarını sürdürebilmek için partiler düzenliyor. Bu partilerden elde edilen gelir, AIDS’li ya da zor durumdaki bir kişiye yardımda kullanılıyor.
     Ancak bu partilerin adı genellikle ‘seks’ ve ‘uyuşturucu’ ile anılıyor. Uğur Alper konuyu şöyle açıklıyor: "Bu sadece bir efsane. Heteroseksüeller de istiyorlarsa partiye alınıyor. Partiler eşcinsellerin bir arada bulunması, dayanışması için yapılıyor. Basına kapalı olmasının nedeni ise birçok eşcinselin cinsel yönelimini ailesinden ve çevresinden gizliyor oluşu. Deşifre olmak en büyük korkuları."
     
 
Doğru bilinen yanlışlar
     Dünyada ve Türkiye’de eşcinselliğin yeterince tanınmaması nedeniyle pek çok mit ortaya çıkıyor. Bunlardan en yaygın olanları ve gerçeklik payları şöyle:
     
Eşcinsellerin öğretmenlik yapması sakıncalıdır!
     Uzmanlar, kişinin cinsel yöneliminin yaptığı meslekle bir ilgisi olmadığını belirtiyor.
     
Eşcinseller çocuklara örnek olarak, onları eşcinselliğe yöneltir!
     Görüştüğümüz uzmanlar eşcinsellerin çoğunun anne ve babasının heteroseksüel olduğuna dikkat çekerek, cinsel yönelimin örnek alınarak değişmeyeceğini bildiriyor.
     
Lezbiyen ve geyler çocuklar için bir tehlikedir!
     Yapılan araştırmalar, cinsel taciz yapanların büyük oranda heteroseksüel olduğunu ortaya koyuyor.
     
     Ümit (Genelevin sahibi)
     Öğretmenlikten fuhuş sektörüne
     Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdim. Bir süre tarih öğretmenliği yaptım. Ama eşcinselliğim anlaşıldığı için bunu yaptırmadılar. Pastane açtım. Semtte tutunamadım, dışlandım. Sonra travesti kılığında caddelerde fuhuşa başladım. Bu binayı satın alarak travesti arkadaşlarımla burayı işletmeye başladım. Sonra yeniden erkekliğe döndüm. Ruhsatsız çalışıyoruz. Halbuki ruhsat verilse, devlet en azından vergisini alır.
     
     Sezen (35)
     ‘Kocama araba hediye ettim’
     Burası daha güvenli, üstelik sokakta aileleri rahatsız etmemiş oluyoruz. Ben otostop yaparak da çalıştım. Merter’de bir arabaya bindim. Bir başka araba bizi takip ediyormuş. 7 kişi oldular. Beykoz’da bir ormanda beni çırılçıplak soydular, gasp edip kaçtılar. Belediye otobüsüyle döndüm. Otobüs şöförü acıdı, gömleğini verdi. Burada bu tür tehlikeler yok. 20 yaşında bir kocam var, kuaför. Onu çok seviyorum. Hediye olarak ona bir Doğan marka araba aldım.
     
     Tuğçe (35)
     ‘Kardeşlerim damga yemesin’
     Üç kız kardeşim vardı. 21 yaşında artık eşcinselliğim bilinmeye başlamıştı. Kız kardeşlerimin evlilik çağı gelmişti, onlar da damga yemesin diye evden ayrıldım. Şimdi üçü de evli ve babam hariç hepsiyle görüşüyoruz. İş bulamayınca fuhuşa başladım. 1.5 yıl beraber olduğum bir adamdan birkaç ay önce ayrıldım. Evimi taşladı, camlarımı kırdı. Üstelik evli ve iki çocuğu var. Geçen hafta savcılığa başvurdum. Çok korkuyorum.
     
     Ebru (47)
     ‘Kocam bilmiyor’
     Ben ameliyat oldum. Şu an biriyle resmi nikâhlıyım, ama bu hayata alıştığım için hâlâ geceleri çıkıp travesti olarak fuhuş yapıyorum. Kocam fuhuş yaptığımı bilmiyor.
     
     Aysel
     ‘Beni idam ederler!’
     İranlıyım. Ülkemde fahişeler idam ediliyor. Hayatım korku içinde geçiyor. Yakalanıp ülkeme iade edilmenin kâbusunu yaşıyorum. Avrupa’ya gitmek için başvurdum. Yanıt bekliyorum

 

Röportaj Kaynağı : Milliyet
Röportaj Tarihi : 12 Temmuz 2005 (12:38)

 

Bir Travesti İle Röportaj ( Toplumsal İnceleme  )

Çocukluğundan beri kendisini kadın olarak görüyor. Ergenlik döneminde tacize uğramış. Lisede solcu sevgilisi öldürülmüş. Resim öğretmenliği yaptığı bir dönemde bir arkadaşına uyarak bir gece travesti kılığında sokağa çıkmış, derken fişlenmiş. İki yıldır travesti meraklısı erkeklerin seks işçisi...

O bildiğiniz travestilerden değil. Bir kere gerçekten güzel, gerçekten feminen. Ne yürüyüşünde, ne konuşmasında abartı var. Mor desenli pilili bir eteğin üstüne askılı mor bir bluz giymiş. Ayağında yüksek ökçeli sandaletler, kolunda işlemeli pembe bir çanta. Gözünde güneş gözlüğü... Makyaj yapmamış. Beyoğlu'nda bir kafede buluştuk. Masamızda eşcinsel sivil toplum girişimi Lambdaistanbul'un başkanı Ebru da vardı. Hep birlikte travestilerin çetrefilli dünyalarına dokunduk:

Ne zamandır seks işçisisiniz?
İki yıl. Daha önce erkek görüntüsündeydim, ama kendimi gay olarak tanımlamıyordum. Çünkü çok feminendim.
Nasıl bir aileden geliyorsunuz?
Doğma büyüme Eskişehirliyim. Biz Alevi Zazayız. Beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuyum. Evin tek erkeğiyim. Tüm kardeşlerim okudular. İki yıldır ailemle görüşmüyorum.

Travesti olmanızı kaldıramadılar mı?
Tabii. Görünüşümde büyük bir değişiklik oldu. Daha önceden kamufle olup gidiyordum. Ama şimdi gidemiyorum. Küçükken çok kötü şeyler yaşadım. Altı yaşıma kadar annem beni kadınlar hamamına götürürmüş. O zaman da kıza benzermişim. Tabii zorluklar yaşadım. Feodal bir mahallede oturuyorduk. Erkek olmanın, kadın olmanın belli kalıpları vardı. Kişiliğime yönelik çok hakarete uğradım. İçe kapalı bir çocuktum, hiç konuşmuyordum. Hatta ilkokula başladığımda yarım dönem beni zihinsel engelliler okuluna verdiler. Hep resim yapıyordum. Orta 2'ye geçtiğim yıl birden boyum uzadı, kalçalarım genişledi. Beden derslerinde soyunma odasında erkeklerin yanında soyunurken utanıyordum. Bir gün beni çıplak yakaladılar ve 'Bu bizim gibi değil' dediler. Göğüs uçlarım çıkıktı. O dönem büyük erkeklerin cinsel tacizine uğradım. Biri amcamın yakın arkadaşı.

Ailenize söylemediniz mi?
Hayır. Ortaokul döneminde bunalıma girdim. Sürekli karanlık bir odada oturuyordum. O sırada Eskişehir'de ünlü bir psikoloğa gittim. Ona da güvenmezdim, çocukluğumdan beri erkeklere güvenmem. 13 yaşımdayken erkekler hamamında cinsel tacize uğradım.

Sorunlarınızla nasıl baş ettiniz?
Dine yöneldim. İslamiyet'le, felsefeyle ilgili kitaplar okuyordum. Lisede önce Dev-Sol içinde yer aldım, sonra Kürtlerle tanıştım. O ortamda her şeyi unuttum, onların arasında çok rahattım 'Dağa çıkacağım' dediğimde karşı çıktılar, 'Sen ressam olmalısın' dediler. Üniversitede resim bölümünü kazandım. Krediler, burslar alarak okulu bitirdim, yani babama yük olmadım. 22 yaşımda öğretmenlik yapmaya başladım. Bu arada hoşlandığım erkekler oluyordu, ama cinsel ilişki beni korkutuyordu. Üniversitede de sorun yaşadım. Koskoca Eskişehir kampüsünde parmakla gösterilen tek eşcinsel bendim. Saçlarım uzundu. Hippi gibi giyinirdim. Rengârenktim, saçlarım kırmızı/mordu. Babam kızıyordu, ama fazla da büyütmüyordu. Pardon bu arada bir ayrıntıyı unutuyorum. Kürt hareketi içindeyken Genco'yla platonik bir aşk yaşadık. O öldürüldü. Onu uzun süre unutamadım. Yan yana yatardık, gözleriyle saatlerce beni izlerdi. Onunla üç yıl böyle bir ilişkimiz oldu.
Üniversitede HADEP'e katıldım. Onlar çok tutucuydu, beni çok eleştiriyorlardı.

İstanbul'a geliş ne zaman?
Üniversite son sınıftayken İstanbul'a gidip gelmeye başladım. Diyarbakırlı zengin bir çocukla tanıştım. Parayı çok seven bir tip. Sonra o benim aşkım oldu. Onunla da cinsellik yaşamadım. O zaman gay'dim, o ise biseksüeldi. Benimle birlikte olmak için çok uğraşıyor, ama ben 'erken' diyordum. Sonunda onu terk ettim. Eskişehir'den çıkış o çıkış, bir daha geri dönmedim. İstanbul'da türkü barlarda çalıştım. Öğretmenliğe başvurduğumda tayinim Eyüp'te bir küçük şirin bir okula çıktı.

Öğretmenler sizi benimsedi mi?
Okulun müdürü homofobik biriydi, benimle çok uğraştı. Takım elbise giyiyordum, ama saçımı mora boyuyordum. Sosyoloji öğretmeni bana asılıyordı, bir gün 'Bacakların, kalçaların çok güzel' dedi. Baktım olmayacak, tayinimi istedim, Kasımpaşa'ya çıktı. İşte oradayken Çapa'da terapiye gitmeye başladım. Hep kâbuslar görüyor, sürekli ağlıyordum. O arada fuhuş yapmaya başladım.
Cinsellikten korkmuyordunuz yani.
O da şöyle oldu, anlatayım: Diş hekimliğinde okuyan Tuncelili bir çocukla tanıştım. İlk kez onunla oldum. Bu ilişki iki yıla yakın sürdü. Âşıktım, ama söylemedim. O kişi hetero bir erkekti ve beni bir kadın olarak görüyordu. Belki de bastırılmış bir eşcinseldi, bilmiyorum. Ameliyatla kadın olmam için baskı yapıyor, 'Evlenelim' diyordu. Cinsel açıdan doyumsuzdu, çok yorucuydu. Çok sık kanamam oluyordu, hâlâ da öyle. Ondan ayrılınca kısa süreli ilişkiler yaşadım. Sonra Yasin'le tanıştım. O gündüz öğretmen, gece travestiydi. Yasin, kadın kılığına girip kulüplere gidiyormuş. Eğlenmek için bir gece onunla kadın kılığında dışarı çıktım, ama çok ürktüm. Bir gün taksiye binip kulübe giderken polis bizi fuhuş yapıyoruz diye yakaladı. Polis bana inanmadığı için damgalandım. Öğretmenliğimle ilgili korkularım başladı. Derken maaşım icralık oldu. Bir gün travesti Seyhan'la karşılaştım. O bana 'Gece caddeye çıkacaksın' dedi. Parasızlıktan sürünüyordum.

Başınızdan geçen ilginç vakalar?
Bir gece bir adam önümde durdu, bindim arabaya. Adam iç mimar. Çok yakışıklı bir adam. Bekâr, bir kız arkadaşı varmış. Bu direkt elini önüme attı. 'Ben travestiyim' dedim. 'Ben zaten travesti arıyorum' dedi. Açtı baktı, 'Ereksiyon olmaz, küçücük bir şey' dedim. 'Tüh' dedi. 'Yine de beni evine götürdü. Banyoya girdi, yarım saat çıkmadı. Bir çıktı ki peruk takmış, cazibeli bir kadın. 'Merhaba tatlım, ben Asu' dedi. İnanamadım. Benimle cinsel ilişkide aktif oldu. İlk kez böyle bir şey yaşadım. Sonuçta erkekti. Bir keresinde bir taksici 'Keşke bütün kadınların penisi olsa' dedi.
Transseksüel olursanız işsiz kalırsınız.
Evet. Müşterim azalır. Ama o zaman da öğretmenliğe dönebileceğim. Param olur olmaz ameliyat olacağım. Ama önce burun ameliyatı olmak istiyorum, bizim işte güzel yüz çok önemli. Şu an sekste çok iyiyim. Sürekli bir müşterim var. Evli, eşi de biliyor. Eşine 'Bir travestiyle yattım ve ona âşık oldum' demiş. Kadın beni telefonla aradı. 'Bana bunu yapamazsınız' dedi. Adam her seferinde iyi para veriyor. Doğallığım erkekleri etkiliyor.
Artık İstanbul'da hırsız travestiler terör estiriyor.

Nasıl organize oluyorlar?
Daha çok Harbiye'de çalışıyorlar. Bu çeteler müşteriyi gasp ediyorlar. Arabasını, parasını alıp yola atıyorlar. Polisler benim yapmadığımı bilir. Beş yıl önceye kadar böyle bir şey yoktu. Taksim'de F.D. denilen bir adam çetenin reisi. Bu adam Kürt kökenli delikanlıları hırsızlık yapmaları için İstanbul'a getirip eğitiyor. Polis de bunu biliyor. Bu hırsızlar baktılar, travesitler iyi kazanıyor, 'O halde bizde travesti kılığında işe çıkalım' dediler. Bu hırsız travestiler gündüz erkek kılığında dolaşıyor. Mesela bu çete iki ay önce bir müşteriyi Pangaltı'da öldürdü. Travesti bir arkadaşım internet üzerinden çalışıyordu, öldürüldü. Hiç internet yoluyla kimseyle çıkmadım. Çünkü internete girenlerin çoğu hırsız, çeteden.

Röportaj Kaynağı : İnternet Haber

Röportaj Tarihi : 5 Şubat 2008 (21:46)

 

 

Hülya Avşar'ın Programdaki Diyalogu!

 

Bundan 1 ay önce Digitürk Türkmaxta Hülya Asarin konugu Ülkesini terketmis iranli bir travestiydi….
Hülya Avsar herkesi sanki escinsel düsmani gibi görür hemen hemen herkeste ona karsi bir önyargi var benim bildigim kadariyla benimde ön yargiLarim vardi takii o programi seyredene kadar…..
programdaki diyologlar söyleydi:
Hülya Avsar: Neden ülkenizi terk ettiniz?
iranli Travesti: özgür olabilmek rahatça disarda istedigim görüntüyle dolasabilmek ve erkek arkadasimla istedigim gibi ayni evde yatayabilmek için ülkemi terkettim,
Hülya Avsar: Peki pismanmisiniz?
iranli Travesti: Yoo degilim tabii degilim istedigim gibi özgürce disarda makyajsiz istedigim görüntüde hanim hanimcik dolasabiliyorum, ama bisey ögrendim Türkiyede travestilere karsi önyargilari kendi içinde bitirememis, Türkiyeyi biz daha özgür daha medeni ve insanlarin daha travestilere yumusak baktigi anlayisla karsiladigi bir toplum olarak görüyorduk.
Hülya Avsar: Peki düsündügünüz gibi çikmadi mi Türkiye?
iranli Travesti: Kismen evet Türkiye travestiler için yasanabilecek bi ülke irana göre ama Türkiyeninde travestilere ve eşcinsellere karsi bakis açisinin daha epey degismesi gerekiyor bu yüzden burdan hollandaya gitmeye karar verdim
Hülya Avsar: Peki orda yasayabilecekmisiniz?
iranli Travesti: Hiç degilse sevgilimle özgürce caddelerde yürüyebilir onunla bir yerlerde oturup biseyler içebilirim hollanda bu konulari asmiş ve escinsel evliliklerini yadIrgamayan bir ülke,
Hülya Avsar: iranin ve Türkiyenin müslüman ülke olmasinin bu iste bir rolü varmi sizce?
iranli Travesti: Evet tabiiki var çünkü müslümanlIk dini escinsellige asla sicak bakmiyor ve iran gibi arap ülkelerinde bu tamamiyle bir suç.
Hülya Avsar: AnLiyorum bence insanlarin özgürlüklerini yasamalari suç olmamali herkes diledigi gibi yasamali günahsa bile sonuçta herkes kendi sevabiyla günahiyla bu dünyada yasayIp ölecek.
iranli Travesti: Size katiLiyorum buraya gelmeden size karsi ön yargiLarim vardi.
Hülya Avsar: Ne gibi ön yargilar?
iranli Travesti: Ne bilim insanlar escinsellere , travestilere karsi antipatiniz oldugunu söylediler, Bende herseyi göze aldim geldim kendimi ifade etmeliyim diye düsündüm.
Hülya Avsar: Asla öyle birsey yok insanlar böyle görüyorsa bu düsünceyi insanlarin kafasindan silecegim ben her zaman sizin ve sizin gibi yasayan insanlarin arkasindayim bundan sonra elimden geleni yapacagim sizler için….

Röportaj Tarihi : 19 Şubat 2008 (14:21)
Röportaj Kaynağı : ShowTV

 

 

 

  Specials | Advanced Search | Rev